19 Nisan 2013 Cuma

Bazı Mekanlar Çok Şahane

İstanbul'da ki bütün mekanlara girip çıksak sanırım bi iki senemiz gider.:)O kadar çok mekan var ki...Kimini seviyoruz,kimini sevmiyoruz, kimini ilgisiz, kimini pahalı buluyoruz.

Alternatif arayanlara, görmemiş olanlara, farklılık, sakinlik bir o kadar da keyif arayanlara öneri sunmak istedik.

İlk mekan olarak belki bildiğiniz, bilmiyorsanız da en kısa süre de gitmenizi tavsiye ettiğimiz Karaköy, Karabatak Cafe olarak belirledik.

Karaköy'ün arka sokaklarına gizlenmiş yazı, kışı, dekorasyonu, kahveleri ve tatlıları şahane olan bir mekan.

100 senelik eski bir torna atölyesiyken hayata döndürülen mekan, Viyana'nın ünlü kahvesi Julius Meinl’in  İstanbul’daki incisi Karabatak Cafe.Adını Julius Meinl’in telaffuzunun zor olması sebebiyle, işletmecisi Ali Gökhan’ın lakabından almış.

Öğrencilerin ve turistlerin uğrak yeri olan Karabatak Cafe'de fiyatlar gayet normal. Hatta öğrenciler için seçilmiş bazı kahvelerde Yellow Box uygulaması var.Yani kutuya istedikleri parayı atabiliyorlar.
Üst katı ofis olarak kullanılan mekanın, üst tarafı da kitap okumak ve sessizliğin keyfini çıkarmak isteyenler için çok ideal.

Şu ana kadar yaşadığım tek olumsuz şey, fiyatı 18 TL. olan Maria Teresa isimli alkollü kahveydi.Bu kahveyi istemiş bulundum. Fakat damak zevkime göre gerçekten çok ama çok başarısızdı.İstediğim kıvama getirme konusunda bana bir yardımları da olmadığından (barmen) kahveyi içememiş 18 TL'yi boşuna vermiş oldum.

 Filtre kahvesi, vanilyalı lattesi, özellikle beyaz çikolatalı profiterollu pastası favorimdir.Soğuk kahvelerini de es geçmemem gerek.



Sabah 08:30 akşam 22:30 saatleri arasında kahveseverlerin buluşma noktası olan Karabatak Cafe henüz kendileriyle tanışmayanlar için Karaköy’e gitme nedeni olabilir.
 






Yorum Gönder