7 Mayıs 2013 Salı

Bazı Mekanlar Çok Şahane Vol.2

Geçtiğimiz günler de minnoş mekan bulucusu, pek sevgili arkadaşımız Sibel ile kahvaltı yapmak için sözleştiğimiz de, "sizi şahane bir yere götüreceğim" dedi ve kendimizi bir anda İstanbul'a 5.Kat'dan bakarken bulduk.: )

Sinema ve tiyatro oyuncusu Yasemin Alkaya'ya ait olan mekan, Cihangir'de bir ara sokakta bulunan binanın 5. katında olduğundan adı 5. kat.
 


Evet ilk kez kahvaltı yapmak için gittiğimiz 5. Kat aslında üç katlı. Giriş katının kendine özgü tasarımı, bohemliği ne güzel bir yer burası dedirtmeye yeterken, "daha bu ne ki?" der gibi bir anda kendinizi güzelden de öte bir yerde mekanın terasında buluyorsunuz.


Biz terasta oturduk ve kahvaltı tabağı sipariş ettik.Mekanın  Cihangir'de bulunmasının da etkisiyle herhalde fiyatlar ortalamanın biraz üstünde.Ama o muhteşem manzaraya kesinlikle değer.


Fotografta da gördüğünüz gibi reçel tabakları aşk dolu : ) Sunumu gayet başarılı olan kahvaltı tabağı yetmicekmiş gibi gözüksede gayet de doyuruyor merak etmeyin.

Sırf bu mekana İstanbul'a 5.Kat'dan bakmak için bile kesinlikle gidilmeli.Şapşal şapşal gülüp büyüleneceğinizden eminim.




                                5. Kat Cafe Bar Restaurant 
              Soğancı Sokak No: 7 Kat 5 Cihangir İstanbul T: 0212 293 37 74

 





19 Nisan 2013 Cuma

Bazı Mekanlar Çok Şahane

İstanbul'da ki bütün mekanlara girip çıksak sanırım bi iki senemiz gider.:)O kadar çok mekan var ki...Kimini seviyoruz,kimini sevmiyoruz, kimini ilgisiz, kimini pahalı buluyoruz.

Alternatif arayanlara, görmemiş olanlara, farklılık, sakinlik bir o kadar da keyif arayanlara öneri sunmak istedik.

İlk mekan olarak belki bildiğiniz, bilmiyorsanız da en kısa süre de gitmenizi tavsiye ettiğimiz Karaköy, Karabatak Cafe olarak belirledik.

Karaköy'ün arka sokaklarına gizlenmiş yazı, kışı, dekorasyonu, kahveleri ve tatlıları şahane olan bir mekan.

100 senelik eski bir torna atölyesiyken hayata döndürülen mekan, Viyana'nın ünlü kahvesi Julius Meinl’in  İstanbul’daki incisi Karabatak Cafe.Adını Julius Meinl’in telaffuzunun zor olması sebebiyle, işletmecisi Ali Gökhan’ın lakabından almış.

Öğrencilerin ve turistlerin uğrak yeri olan Karabatak Cafe'de fiyatlar gayet normal. Hatta öğrenciler için seçilmiş bazı kahvelerde Yellow Box uygulaması var.Yani kutuya istedikleri parayı atabiliyorlar.
Üst katı ofis olarak kullanılan mekanın, üst tarafı da kitap okumak ve sessizliğin keyfini çıkarmak isteyenler için çok ideal.

Şu ana kadar yaşadığım tek olumsuz şey, fiyatı 18 TL. olan Maria Teresa isimli alkollü kahveydi.Bu kahveyi istemiş bulundum. Fakat damak zevkime göre gerçekten çok ama çok başarısızdı.İstediğim kıvama getirme konusunda bana bir yardımları da olmadığından (barmen) kahveyi içememiş 18 TL'yi boşuna vermiş oldum.

 Filtre kahvesi, vanilyalı lattesi, özellikle beyaz çikolatalı profiterollu pastası favorimdir.Soğuk kahvelerini de es geçmemem gerek.



Sabah 08:30 akşam 22:30 saatleri arasında kahveseverlerin buluşma noktası olan Karabatak Cafe henüz kendileriyle tanışmayanlar için Karaköy’e gitme nedeni olabilir.
 






17 Mart 2013 Pazar

Takılar İyi ki Varlar

Takılar, tarih boyu onları üreten ve takan insanların sosyal, ekonomik ve dini hayatları hakkında geçmişten günümüze bizlere ışık tutmuştur. 

İlkel boncuklar hayvan kemiklerinden ve dişlerinden yapılmıştır. Metal aletlerin insan hayatına girmesiyle yarı değerli taşlardan da boncuklar yapılmış, bu boncuklardan ilk kolye tarzı süs eşyaları üretilmiştir.

Yaşadığımız çağda da takı insan hayatında önemli bir yer tutmaktadır. Takının yaygınlaşmasıyla özellikle hanımlarda kendi takılarını yapma isteği artmıştır. 

 
Biz de Hande ve Banu olarak sizlere satın aldığımız  ve tasarladığımız hayat kurtarıcımız, renk katıcımız, şık ve eğlenceli görünmemize olanak sağlayıcımız takılarımızı takdim ediyoruz.
İsteyenler bizimle iletişime geçebilir. 




15 Eylül 2012 Cumartesi

Mutlulu Son!


 Bahar ve yaz aylarının gelmeye başlamasıyla eş, dost, arkadaş düğünlerine start verilmiş oldu. Sosyal medya düğün fotoğrafları ile süsleniyor.Biz de pek sevgili kuzenimiz Aylin'in düğün hazırlık aşamasından, fotoğraf çekimlerine kadar herşeyi burada sizlerle paylaşacağız.

Herkesin tarzı farklıyken neden düğünde herkes tek düze olsun ki işte size farklılıklarla dolu bir mutlu son hikayesi...

Saç, makyaj yapımı için Aylin ve kuzenler toplaşıp kuaföre giderken... Ve Cihan Akyüz'ün renkli dokunuşları...

Beyazın simgesi özel tasarım  gelinliği saçı ve makyajı ile güpgüzel gelinimiz  Aylin fotoğraf çekimine ve  düğüne hazır...


Evlenilecek kişilerin isimleri gelin ayakkabısının altındaki yerini aldı. Çeşme Marina ve Alaçatı sokaklarında ki fotoğraf çekimlerine start verildi.



Havalı duvağı ve taze kır çiçekleriyle donanmış gelin çiçeği ile Aylin, asilliğin tek rengi siyah damatlığı ile Aydın Foto Ruşen'in objektifine poz veriyor.

İşte bu mutlu sondan geriye kalanlar...
Sizi çok seviyoruz.


Öpücük ve sevgiler.


19 Ağustos 2012 Pazar

Tatil Modası!


Merhaba,

Yaz bence her şeyi ile kolay bir mevsim, dışarı mı çıkıcaksın? Giy bir tişört, şort çık. karnın mı acıktı? kes bir dilim karpuz yanına da ekmek oh misss.  Ama kış öyle mi? Eğer dışarı çıkıcaksan, araban da yoksa lahana gibi giyinmek zorunda kalırsın. Ne kadar giyersen giy mutlaka bir yerlerin donar. Ihlamur, grip, peçete, portakal, battaniyedir kışın demirbaşları... Güneş, yüzmek, dondurma ve karpuz her zaman  favorimdir. Yani diyeceğim o ki ben  yazı seviyorum. Bana hep yaz olabilir. :)

Yaz deyince de genel de popüler olan bir, iki tatil mekanı vardır ya hani akla gelen,  bu durum benim canımı sıktı bu sene, çünkü o bilindik Çeşme, Bodrum ikilisinden daha şahane  tatil koylarını da  gezmek, görmek lazımmış. Şimdi buradan Çeşme'yi  ve Bodrum'u kötülüyorum gibi bir sonuç sakın çıkarmayınız efeeem. Çünkü ben de Çeşme tutkumu yedi sene sonra yendim.Yedi sene üst üste her yaz Çeşme'ye gittim, ama bu sene anladım ki gerçekten gezmek, görmek lazımmış. Senelerce boşuna "Gezelim Görelim" programını yapmamış insanlar bildikleri çok şey varmış.
Şimdi size görülmeye değer bir kaç koy ismi ile geçtiğimiz yaz yaptığım tatilin yazıya döktüğüm halini takdim ediyorum. Afiyetler ola.

Tatil yapmak vitamin gibidir!
Uzun ve yorucu bir çalışma koşturmasından sonra tatili haketmiştik!
10 kişilik arkadaş grubumuzdan oluşan tatil ekibimiz ile birlikte hazırladığımız rotamız, kiraladığımız minübüsümüz, kamp ekipmanlarımızla 3 Ağustos akşamı düştük yollara!
Tatil dediğin bir nevi bayram işte... Bayram havasında şarkılar, yemeler, içmeler, molalar, uyku krizleri sonrasında, start verdik 7 günlük kamp hayatımıza...


Dediklerine gore deniz, Ay ışığı ona vurunca dalgalanırmış... İlk kamp alanımız olan Çınar Koyu'nun muhteşem manzarasında bunu bir kez daha anladık...


Kamp hayatımızdaki en sevmediğimiz şeyler, sabahın ilk ışıklarında güneşin, sanki savaşta düşmanlarımızın üzerimize lav silahı sıkıyormuş gibi çadırımızı yakıp kavurması ve  tatilimiz boyunca bizi yalnız bırakmayan minik düşman sineklerdi.
Her ne zorlukla karşılaşırsak karşılaşalım, İstanbul'dan uzak yerlerde aptal aptal sırıttığımız kesindi.: ) Neden? diye sormayın, çünkü o kadar güzel ve kusursuz yerler gördüm ki... tüm detayları yazmaya kalkarsam sanırım kendime ait  ilk kitabımı okumuş olursunuz :) Şimdilik sadece 7 güzel güne sığdırdığımız yerler ile yetinin.

İzmir, Demirciler köyü,  Çınar, Gökova, Dalyan, Azmak Çayı, Marmaris, Fethiye, Kelebekler Vadisi, Ölüdeniz, Kabak koyu, Kaş, Kaputaj, Patara, Olimpos, Kemer...
Kabak Koyu

Çınar (Gökova)


Kaputaş Plajı( Kaş)

Azmak Çayı
Fethiye


Olimpos

Kelebekler Vadisi
Kaş



Eğer şehrin keşmekeşinden bunalıp, vitaminsiz kaldığınızı düşünüyorsanız alıp bavulunuzu düşün yollara.... çünkü tatil yapmak vitamin gibidir.

Mutlu kalın.

31 Mayıs 2012 Perşembe

Merhabalar Efemmm

Selamlarrrr,
Biz Banu Aydın ve Hande Sakar isimli  kuzenleriz. Moda, tatil, yeme içme, tasarım, geyik, aşk, ana fikri ile  hayata dair serüvenlerimizi bir araya getirip kurduğumuz blogumuzla artık biz de sosyal medyadayız.